İstiyorum ama olmuyor diyenler için Oldurmanın sırları

İstiyorum ama olmuyor diyenler için Ol ’durmanın sırları nedir?

Oldurmak, en yalın söylemiyle bir şeyi oluşturma, yaratmaktır.
Buradaki yaratım yoktan var etme değil, olanı dönüştürmektir. Yani bir
tür ruhsal enerji dönüşümüdür. Ruhumuzdaki potansiyel yaratım enerjisini
evrene yansıtarak, evrende farklılıklar yaratmaktır. Dileğimizi ne
kadar çok ister ve ona odaklanırsak, evrene yaydığımız enerji de bir o
kadar kuvvetli olacaktır.

Hepimiz bunu The Secret (Sır) adlı kitaptan biliyoruz artık. Onun
için ben burada daha ziyade arkadaki dinamikleri ve püf noktaları vermek
istiyorum. Çünkü bahsetmiş bulunduğumuz kitap ve bununla birlikte çıkan
diğer kitaplar yeterli kilit noktaları vermiyor. Birçoğu para kazanmaya
merkezli olmasından boş bilgilerle dolu. Hâlbuki yaratım sanatı, maji
ismiyle tanınan eski ezoterik ve okült konulardan birisidir. Eğer bu
bilgeliği ve sanatı öğreneceksek new age akımlarından ziyade, daha eski
mistik kültürlerin öğretilerine bakmalıyız. Eğer yeterli bir incelememiz
yoksa bu süreç bizim amacıyla tehlikeli bile olabilir. ”İnan, olsun”
kalıbı doğrudur ama eksiktir. İnanıp Ol’ durmanın da bazı prensipleri,
mekaniği vardır. Ol’ durmanın gücü, Yaratıcının oluşturduğu sistemin
işleyişini kapsamaktadır.

Ol’ durmanın 7 yasası

Bir şeyleri yaratma yani ol’ durmanın gerisinde birtakım yasalar
vardır. Bu yasaları harekete geçirecek kilit yasa irade yasasıdır. İrade
yasasının tezahürü istemektir ve istemek ile konsantrasyon, bu yasaları
aktif duruma getiren anahtarlardır.

1- İrade Yasası: Her şey irademiz dâhilinde gerçekleşir ve bizi insan
yapan iradedir. İrade, talebi yaratır. İstek ise oldurmanın ana
kuralıdır. Yani evreni harekete geçiren irademizdir. İrademiz ne kadar
kuvvetliyse, evrensel değişimleri yaratmak o kadar kolaydır. Bir şeyleri
yaratırken diğer insanların iradelerine karışmamak son derece mühimdir,
yoksa irade yasasına ters davranmış oluruz ki, bu evrensel düzeyde hoş
bir tesir yaratmaz.

2- Çalışma ve teksir yasası: İsteklerimizin olması amacıyla yeterli
bir enerji eşik değerini geçmeliyiz, bu amaçla da istekleri oluşturma
konusu ile alakalı ısrarcı olmalıyız ve enerjiyi yoğunlaştırmalıyız.

3- Külli çekim yasası: İki şeyin birbirini çekmesi ya da itmesi
olayıdır, yaydığımız düşünceler benzer enerjileri çeker. Benzeşimle eş
güdümlü çalışır.

4- Benzeşim (Sempati) yasası: Ruhsal Dünya da benzerler benzerleri yaratır.

5- Tedriç yasası: Her şeyin bir aşamalı gelişimi vardır. Haliyle
taleplerimiz de evrende belli aşamalarda gerçekleşir, bu yüzden
taleplerin gerçekleşmesi amacıyla belli bir vakit diliminden
bahsedebiliriz.

6- Bütüne- varım (Bumerang) yasası: Her enerji çıktığı kaynağa geri
döner. Bu dönüş katlı (üç katı, yedi katı vs.) olarak olabilir.

7- Parça Bütüne aittir yasası: Parçaya oluşturulan tesir bütünü, bütüne oluşturulan tesir parçayı etkiler.

Buradaki yasaların işleyişi, aşağıdaki aşamaları da tetikler. Bu
yüzden öncelikle bu dinamikleri bilmek, püf noktaların işleyişini
çözmemize yardımcı olur. (Yasalarla alakalı daha çok bilgi amacıyla
bakınız:

İstek, Israrcı olma

Bir dileğimizi ne kadar çok ister ve ne kadar çok ona odaklanırsak,
evrene yaydığımız enerji de bir o kadar kuvvetli olacaktır. Bunu telefon
sinyaline benzetebiliriz. Eğer telefondaki sinyal düşükse, bir diğer
kişiyle kesik kesik konuşuruz ve kendimizi zar zor ifade ederiz, ama
eğer sinyal yüksekse sesimiz daha net çıkar. İşte bir şeyi çok istemek
ve heveste ısrarcı olmak ilk koşuldur. İstemenin şiddeti, evrene ulaşım
sinyalini yükseltir. Bu yüzden en süratli gerçekleşen şeyler, o sırada
en çok gereksinimiz olanlardır.  Bunu hepimiz deneyimleriz. Bir anlığına
parasız kalırız, gereksinimiz vardır, öyle bir gönülden geçiririz ki,
mucizevî bir şekilde elimize para geçer. İhtiyacın çok olması da, o şeyi
derinden istememize sebep olur. Bu da daha kolay bir şekilde evrene
talebi taşır.

Hazırlanış – Düzen

Tedriç ve çalışma-teksir yasasından bahsettik.  Anlık düşünceler ve
sunulan anlık enerjiler, evrensel dengeden ötürü derhal dağılır. (Buna
mühendislikte entropi yasası denir, her şey düzensizliğe doğru gider.)
Bu yüzden bir şeyi yalnızca istemek, o şeyin olması amacıyla yeterli
değildir. Enerji belli bir vakit sonra dağılmaya meyillidir. Lakin her
gün derli toplu olarak talebimize konsantre olursak, enerji
yoğunlaşacağından, dağılmadan aynı bir enerji topu gibi evrene
yollayabiliriz. Bundan dolayı aynı saatte ve periyodik olarak uygulamak
son derece mühimdir. Kendimize bir gün belirleyelim -örneğin 21 gün
gibi- ve aynı saatte derli toplu olarak çalışmayı yapalım.

İkinci olarak bir dileğin gerçekleşmesi amacıyla ne kadar uzun bir ön
hazırlık adımı yaparsak, bir şeyleri uygulamak o kadar kolay hale
gelir. Çünkü ön hazırlığa başladığımız anda enerji esasen odaklanmaya
başlar, kendisini adamış enerjiye talebi yükleyerek göndermek çok daha
kolay olur. Ön hazırlıklara misal vermek verirsek, bir mum ya da tütsü
yakabilir, bunun yanı sıra ortamı fiziksel olarak arındırıp
temizleyerek, toplayarak, ortamdaki ruhsal enerjiyi de düzenleyebilir,
çalışma evveli banyo yapabiliriz. (Abdest almak, enerjiyle arınmak vs.)
Bu ön hazırlıklar aynı vakitte çalışmanın ne kadar mühim bulunduğu
mesajını bilinçaltına gönderir ve bizi buna inandırır. Genellikle
dileğimizi uygulamak istediğimiz kısmı temizlemek, enerjiyi daha net
aktarmamıza yardımcı olur. Çünkü dağınık odalardaki enerjiler de
dağınıktır, bu da enerjiyi yoğunlaştırmayı zorlaştırır. Feng sahi, bu
noktada devreye girer.

İmajinasyon (imgeleme)

Kızılderili bilgeler, “Bir bireyi ne kadar net imgelerseniz o kadar
kolay şifalandırırsınız.” derler. Aynı şekilde bir şeyi ne kadar net
imajine edersek, o şeyi gerçeğe dönüştürmemiz o kadar yalın ve kuvvetli
olur. Bu çok kilit bir noktadır. Haliyle, örneğin uygulamak istediğimiz
şeyi bir kâğıda yazdıysak, kâğıdı avucumuzda tutarken, hislerini dahi
hissederek dileğin gerçekleştiğini kuvvetli bir şekilde imajine
etmeliyiz. Sonra bu imgelemenin enerjisini kâğıda aktarmalıyız. Bundan
sonra o istek kâğıdını yakmak, yüklediğimiz enerjiyi serbest bırakmamızı
sağlar.

Enerjiyi yükseltmek

İsteğimizi oldurmak amacıyla konsantre olurken bir taraftan da
enerjimizi yükseltmemiz gerekir. Bunun bilinen en eski metodu mantra ya
da zikir kullanmaktır. Önce yavaşça başlanılan mantrayı, git gide daha
süratli söylemeye başlarız. Hızlandıkça enerji yükselir ve enerji tavan
yapana yani en yüksek sürate çıkana kadar mantrayı yine söylemeye etmeye
devam ederiz. Burada sarf edilen mantranın illa Sanskritçe ya da Arapça
olması gerekmemektedir.

Mesela ev istiyorsak “Evim Var”, para istiyorsak “Para bana geliyor”
gibi kalıplar da yeterlidir. Eski şamanlar bu enerji yükseltmeyi, dans
ile yaparlardı. Dans ederler ve dansı hızlandırırlar, sonra bağırarak,
yükselttikleri enerjiyi evrene serbest bırakırlardı.

Bir diğer enerji yükseltme tekniği mantra kullanmadan imgelemeyle
ışığı auramıza çekmektir. İlahi ışığı taç çakradan alarak bütün auramıza
yayar ve ilahi Olanla bağlantıda bulunduğumuzu hissederiz. Böylece
enerjimiz çalışma amacıyla yükselmiş olur.

Başka bir teknik de çember oluşturmaktır. Bunun için de etrafımızda
hayali bir çember yaratırız (mavi-beyaz renkte). Daha sonra ellerimizi
havaya kaldırır ve “Bu âlemle ruhsal âlem arasındaki sınırı
kaldırıyorum, çemberdeki bütün taleplerim evrende gerçekleşir” diyerek
yavaşça elleri indirirken bir sis perdesini araladığımızı imgeleriz.
Böylece oluşturduğumuz sınırlı enerji bölümünde evrenle bağlantı
sağlayacak kuvvetli bir ilahi tapınak yaratmış oluruz. Bu tekniği
yapacaksak, çemberi hep aynı yerde açmanın yararı vardır.

Kelam

Yaratıcı “Ol” demiş ve tüm Evren yaratılma surecine girmiştir.
Genellikle “OL” dendiğinin belirtilmesi yani bu emrin ses enerjisi
olarak verildiği ifadesi rastlantı değildir. Burada pek tabi ki saklı
bir bilgi vardır. Fizik öğretmeni her vakit “Sözler, evrene vurulan
mühürlerdir” derdi. Gerçekten de bir şeyi sesli olarak kelimelere dökmek
yani sübtil düşünceleri, daha fiziksel enerji olan ses enerjisine
dönüştürmek, bir şeyleri ol ’durmayı yalınlaştırmaktadır. O yüzden bir
şeyleri dilerken sesli olarak dilemek, enerjinin gerçekleşmesini
yalınlaştıracaktır. Aynı şekilde olumsuz şeylerin de sesli söylendiğinde
daha çabucak başınıza geldiğini fark etmişsinizdir. Bu yüzden ne
söylediğimize çok dikkat etmemiz lazım.

Enerjiyi Serbest Bırakmak

En kritik nokta burasıdır. Pek çok insanın taleplerinin
gerçekleşmemesinin tek sebebi enerjiyi serbest bırakmayı atlamalarıdır.
Israrcı olduktan, dileği dileyip, enerjiyi yükselttikten sonra, bir
anlığına talebimize dair hiçbir şeyi umursamamak, bir hiçlik duygusu
haline geçmek durumundayızdır. Böylece yaydığımız ve odakladığımız
enerjiyi serbest bırakırız. Eğer gerçekleşmesini istediğimiz dileğe çok
çok odaklanırsak, enerji akışını tıkarız ve dileğimiz evrene ulaşmaz.
İsteğimize odaklanmalı ama buna bağlı ve bağımlı olmamalıyız, böylelikle
enerjinin ve dileğin akmasına izin verebiliriz. Bu aynı su hortumunun
üstüne basmak gibidir ve bu da suyun akışını engeller. İstedikten,
odakladıktan sonra tam bir güvenle gerisini evrene bırakmalıyız ve daha
fazla o isteğe odaklanmamalıyız (ta ki ertesi gün çalışmayı yineleyene
kadar)

Eğer mantra kullanıyorsak, bunu bir bitiriş cümlesiyle yaparız. “Öyle
Olsun!” “Dileğim Gerçekleşti” gibi bir niyetle bağırarak son noktayı
koyar ve enerjiyi bırakırız. Bu üzerimizde ki yoğun enerjiyi atmak
gibidir. Eğer kâğıda enerji yüklediysek, enerjiyi serbest bırakmak
amacıyla istek kâğıdını yakmalıyız.

Saf niyet, şüphesizdik, sessizlik

Dileği dilerken ve diledikten sonra son derece saf bir niyete sahip
olmalı ve kuşku gibi kötü titreşimli enerjilerden uzak durmalıyız. Onun
gerçekleşeceğine dair tam bir itimada sahip olmalıyız. “Gerçekleşecek mi
acaba?”, “Ne vakit gerçekleşir?”, “Olursa hayırlı olmaz mı?” Gibi soru
işaretleri ve gerçekleşeceğine dair kuşkular, yaydığımız enerjiyi
kesintiye uğratır ve evrene karşıt bir enerji gönderir. Bu kuşkular,
şüpheler, evhamlar evren göre, ”Evet ben bunu istedim ama bir tarafım
istemiyor” demektir. Bu da gerçekleşmesini engeller ve enerjilere set
koyar. Bu yüzden hiçbir kuşku olmaksızın, saf niyetle istemeliyiz.

Eski gelenekler, bir diğer mühim noktayı, yani dileğimiz gerçekleşene
kadar sessiz kalmamız gerektiğini söylerler. Dilediğiniz bir şeyi ve
çalışmayı insanlara söylemek, enerjinin akışını kirletir. Bu yüzden
sessizlikle, dileğinizi kutsayın ve gerçekleşene kadar bu konuyla
alakalı enerjiyi kirletecek yorumlardan sakının. Başkalarına söylemeniz
ve onlarında konuyla alakalı yorumları enerjileri kirletecektir.

Bütünün Hayrı

Her daim çalışmayı yaparken “bütünün hayrına” demeyi unutmayın. Bir
şeyleri ol ’dururken bir denge sureci vardır. Hayırlı olanı ol ’durmak
amacıyla “bütünün hayrına” diye niyetlenin ve sonra evrene tam olarak
güvenin. Bütünün hayrına derken içinizde kuşku ya da korku olmasın,
bunun yerine tam bir teslimiyet duygusu sizi sarsın. Zaten bütünün
hayrına diyerek, hayırlı olmayacak enerjileri engellemiş oluruz. Öte
taraftan dileğimiz gerçekleşmezse, bunda bir hayır bulunduğunu bilmeli
ve önümüze bakmalıyız.

Eğer bu püf noktaları, dileklerinize uygularsanız isteklerinizin daha
kolay ve hızlı gerçekleştiğine tanık olabilirsiniz. Bunları her tür
istek çalışmanızda (The Secret, Reiki, Dilek kâğıtları vs.)
uygulayabilirsiniz. İçinde bulunduğumuz devre esasen Spiritüel anlamda
isteklerimizin daha süratli gerçekleştiği bir devredir.  Haliyle bunlar
bizim sureci daha iyi kontrol etmemize yardım eder. Bütün
isteklerimizin, bütünün hayrına, gerçekleşmesi dileğimle.

Yorum yapın