Sınır Koymak Kendine En Güzel Hediye Değil Miydi? ❤️
Biliyor musun, bazen kendimize yaptığımız en büyük haksızlık, başkaları mutlu olsun diye kendi sınırlarımızı görünmez kılmak. Oysa kendimize duyduğumuz sevginin en somut göstergelerinden biri, kendi alanımıza sahip çıkmaktır. Bu sadece zihinsel bir karar değil, tüm bedenimizle hissetmemiz gereken bir eylem.
Hadi gel, şimdi küçücük bir an durup kendine bu alanı açalım. Rahatça otur veya ayakta dur, ayakların yere sağlam bassın. Hissedebiliyor musun zemini? Bir elini göbek deliğinin hemen üstündeki boşluğa koy (güneş sinir ağı bölgesi), diğer elini de onun üstüne kapat. Bu senin gücünün, kişisel sınırlarının merkezi. Gözlerini nazikçe kapat ve burnundan derin bir nefes al, ağzından yavaşça ver. Nefes alırken sanki tüm o alanı ışıkla dolduruyorsun, verirken de seni yoran ne varsa dışarı bırakıyorsun. Şimdi, kalabalık bir ortamda gibi düşün kendini. Etrafında bir enerji balonu hayal et. Bu balon, senin kişisel alanın. Kimin içeri girebileceğine, kimin dışarıda kalacağına sen karar veriyorsun. O balonu hisset, senin güvenli, sevgi dolu alanın. Ona izin vermediğin hiçbir şey içeri giremez.
Bu basit pratikle, kendinle yeniden bağlantı kurduğunu, kendi alanını sahiplendiğini hissedeceksin. Bazen sadece "buradayım ve bu benim alanım" demek bile, o kadar çok şeyi değiştirir ki. Sınır koymak, birini itmek değil, kendini sevmek ve kendi enerjini korumaktır. Sen kendini korudukça, enerjin yükselir, çevrene de daha çok ışık saçarsın.
Kendi sınırlarını sevgiyle çizdiğin her an, aslında kendi ruhuna kocaman bir 'evet' dersin.